M. Emin ÖZMEN Kürt Kültürünün Dinamikleri - II : İslam ve Kürtler Ana Sayfa

BEROJ/22.09.2009 - Bundan önceki yazımda, Eski Çağ’da yaşamış olan Urartulardan söz etmiştim. Bu kavmin Kürt olabileceği kanaati üzerinde yoğunlaşmıştım. Tabi putperest olan Urartuların, Xaldi (Haldi), Teişeba ve Şivini gibi tanrılarından bahsetmiştim.

 

Bu yazımda ise Orta Çağ’daki Kürtlerin serüvenine değineceğim. Bilindiği üzere M.S.300’lerde İznik’te yapılan ve Hıristiyanlıktaki 4 kitabın resmi olarak kutsal kabul edildiği Konsil ile Eski Çağ sona erdi. Bu tarihten, 1453’te gerçekleşen İstanbul’un fethine kadar geçen zaman dilimini, tarihçiler Orta Çağ olarak tanımlarlar. Orta Çağ’ın en belirgin özelliği; Hz. Muhammed’e (SAV) peygamberliğin gelmesi ve İslam dinin hızla yayılmasıdır.

 

Tarihi kayıtlara göre; İslam dini geldiğinde, Kürtler başta Zerdüştlük olmak üzere değişik dinlere mensuptular. Her ne kadar Zerdüştlükte dualizim (iki tanrıcılık)var ise de, bu dinin aslında ilahi olduğu, sonradan tahrif olduğu bilgileri mevcuttur. Zerdüştlük, ilahi bir din ise, bu dinin kurucusu olan Zerdüşt’ün kendisi bir peygamber veya nebidir. Kutsal kitaplarının ismi Avesta’dır. Zend Avaste da diyorlar. Bu arada Zend'in anlamının hayat, canlılık olduğunu da belirtelim. Zaten hayat kitabı olarak biliniyor. Örneğin Zindi (canlı) kelimesi de burdan geliyor.  

 

Şirk dinlerinde ikiden fazla, örneğin; savaş tanrısı, aşk tanrısı, iklim tanrısı, fırtına tanrısı vb. ilahlar olmasına karşılık, Zerdüştlükte bu sayının; iyilik tanrısı Ahuramazda ve kötülük tanrısı Ehrimen ile sınırlı kalması, bize bu dinin aslında ilahi olduğu, sonradan tahrif olmuş olabileceği izlenimini veriyor. Örneğin; Hz. Musa (as) Mısır’da ilahi tebliğe başladığında, kendilerini kral tanrı olarak kabul eden Ramses’lerle (Firavn)  mücadele etmek zorunda kaldı. Ancak aradan çok uzun zaman geçmeden, hatta Hz. Musa (as) daha hayatta iken, Samiri’nin Beni İsrail için yaptığı buzağıya tapmaya başladılar. Daha sonra Üzeyir (as) Allah’ın oğludur deyip, Onu bir nevi İlah kabul ettiler. Eğer Üzeyir Allah’ın oğlu ise, o zaman babasından bazı ilahi özellikler almıştır, dolayısıyla ilahtır anlamı rahatlıkla çıkabilir. Zaten Hıristiyanlar da; Hz. İsa (as) Allah’ın oğludur demek ve hem Baba (Allah), hem oğul (Hz.İsa), hem de Ruhü’l-Kudüs’ü (Hz. Cebrail) ilah ve rab olarak kabul ederek, Yahudilerden bir adım öne geçtiler. Oysa bu dinler tek bir Allah’a iman etme esasına dayalı tevhidi dinlerdi.

 

Aynen yukarıda zikredilen dinler gibi Zerdüştlük zamanla tahrif olmuş bir din olabilir. Zaten Avesta’nın bir kısmı Kur’an’daki ayetlerle örtüşüyor. Aynen Tevrat ve İncil’in bazı kısımlarının Kur’an ile örtüşmesi gibi. İslam’daki iyi-kötü, hak-batıl, doğru-yanlış, tevhid-şirk ikilemi, Ahuramazda ve Ehrimen’de kendini bulmuş olması muhtemeldir. Dikkat ederseniz ihtimalli yazıyorum, doğrusunu Allah bilir. Zerdüştükteki esas felsefe yukarıda adları geçen iki tanrının arasındaki mücadeledir. Kısacası demem o ki; ilk etapta tevhid dini olan Zerdüştlüğün sonradan bozulması ve iki tanrılı bir dine dönüşmüş olması mümkün olan bir şeydir. 

 

Peki, ben bunları niye anlatıyorum. İslam dininden önce Kürtler, özellikle Perslerin de etkisiyle Zerdüştlük dinine mensup idiler. Fakat bu inanç daha çok Ehrimencilik diyebileceğimiz Şeytanı kutsama, yeni İzidilik inancı idi. Her ne kadar İzidiliğin kurucusu Şeyh Adi olarak görülse de, aslında İzidiliğin çok daha öncesine dayanan bir din olduğu hem bizim bölge alimlerimizden edindiğim bilgiler, hem de Dicle Üniversitesinden Ahmet Taşğın’ın araştırmalarından öğrenmiş bulunuyoruz. Örneğin Ahmet Taşğın şöyle der: “Adi b. Müsafir dönemi ve sonrası tatmin edici bir şekilde aydınlatılamamıştır. Yezidilik araştırmalarının en büyük sorunlarından biri burada başlamaktadır. İslam kaynaklarında verilen bilgiler ışığında değerlendirildiğinde, Yezidilik ile Adi b. Müsafir arasında ilişki kurmak oldukça zordur. Aslında Yezidiliğin senkritik bir yapıya sahip olduğu varsayılmaktadır. Öyle görünüyor ki, Adi b. Müsafir’in öteden beri süre gelen sürece tesiri olmamıştır. Ya da Yezidilik son şeklini Adi b. Müsafir’den sonra almıştır. Her halde Yezidiliğin aydınlatılamamış olan bu dönemi daha uzun süre araştırmacıların dikkatini çekmeye devam edecektir.” Yani İzidilik inanç olarak İslam’dan önce de var ve Zerdüştlüğün Ehrimen yönüne yakındır, yani Şeytan inancı daha yoğundur. Ancak Kürtlerin sadece bu dine bağlı oldukları söylenemez. İslam’dan önce Kürtler, İzidi, Hristiyan, Ermeni, Yahudi gibi dinlere mensup idiler.

 

Yani inanç olarak tevhidi dinlere pek uzak değildiler. Örneğin Mekke’de kendilerini Hz. İbrahim’e (as) ait Hanif dininin mensupları olarak görenler hemen İslam’ı kabul etmişlerdi. Çünkü İslam inancına fazla yabancı değillerdi. Buna benzer bir durum Türklerde de var. Kime sorsak, desek ki; Türklerin eski dini nedir? Bize vereceği cevap Şamanizm’dir. Halbuki bu eksik bir bilgidir. Şamanizmin Türkler arasında etkin olduğu doğrudur ama Şamanizm başlı başına bir din değil, bir sihir kültürüdür. Daha çok tedavi amaçlı sihirlerin yapıldığı bir büyü ekolüdür. Aslında Türklerin en eski dini Göktanrı inancıdır. Adından da anlaşıldığı üzere, gökte bir tanrının var olduğu felsefesine dayanan bu din de, tevhidi bir dinin kalıntısı olabilir. Çünkü bazı kaynaklara göre 124.000 peygamber ve nebi gelmiş. Pekala bunlardan bir de bu Göktanrı dini olmuş olabilir. Kısacası tevhid dinine yabancı olmayan bu kavimlerin İslamlaşması fazla zor olmadı. Bu nedenle; Kürtler daha Hz. Ömer zamanında, Türkler Emeviler zamanında Müslümanlığı seçtiler. Kürtlerde İslam inancı tedrici bir şekilde yaşanırken, Türklerde Talas savaşı sonrası toplu ihtidalar oldu. Hatta bir gün de 10.000 çadır halkının İslam’a girdiği kaynaklarda geçer.

 

Tarihi kayıtlara göre, “el-Cezîre” bölgesi olarak adlandırılan Güneydoğu, hicri 18. yılda, Müslüman Araplarca, bir yıl içerisinde fethedilmiştir. Hicri 19.' da, Müslümanlar bölgeye tamamen hakim oldular. Dicle ile Fırat arasında geniş bir yer kaplayan ve Ruha (Urfa), Harran, Sümeysat (Samsat), Rakka, Serve, Hısn-ı Keyfâ (Hasankeyf), Âmid (Amed, Diyarı-Bekir, Diyarbakır), Meyyâfarikîn (Farkin, Silvan), Nasibin (Nusaybin), Mardin, Dara ve Ceziretü İbni Ömer (Cizre) gibi şehirlerden oluşan bölgenin, bir yıl içinde savaşla alınması ihtimal dışıdır. Zaten tarihçiler bölgenin tamamen olmasa bile, küçük çatışmalardan sonra sulhen (barış ve anlaşmalarla) alındığını kaydederler.

 

İdil’deyken bu konu ile ilgili, Kilise sorumlusu Pıtrıs ile görüşürdüm.  Onun Süryani kaynaklara dayanarak verdiği bilgiye göre; Süryaniler, Bizans Ortodokslarının zulmüne maruz kalmışlar. Bilindiği gibi, Bizans Ortodoksları, İstanbul’da gerçekleştirdikleri konsillerde, Doğu Hıristiyan akımlarını yasaklayan kararlar almışlardı. Bu arada doğu Hristiyanlık akımları ile Bizans Ortodoks anlayışının uzun süre mücadele ettiğini de belirtelim. Bu yasaklama hareketinden sonra, Ortodoksların baskı rejimi kurdukları anlaşılıyor. Süryaniler bu durumdan çok mağdur oldular. Bu ara bilgiden sonra, Pıtrıs’ın görüşlerine devam edelim: “Ortodoksların baskı ve şiddetine dayanamayan Süryaniler, İslam Halifesi Hz. Ömer (r.a)’ den yardım talep etmişler. Hz. Ömer,  ordusunu göndermiş. Yukarıda da belirtildiği üzere, Iyad b. Ğanm komutasındaki İslam ordusu, el-Cezire’yi fethetti. Bu husustaki en eski İslami kaynaklardan biri, Belazuri’nin Fütuhu’l-Büldan (Beldelerin Fethi) adlı eseridir. İsteyen söz konusu kitaba müracaat edebilir.

 

Pıtrıs’ın verdiği bilgiler büyük ihtimalle Süryani kaynaklara dayanıyordu. Velev ki yanlış olsa bile, İslami kaynaklar bölgenin büyük bir savaş olmadan, Ruha(Urfa) anlaşması şartlarına göre ve sulhen alındığını belirtmektedirler. İbnü’l-Esir (ki Cizre’lidir ve dünyaca tanınan külliyatlı bir tarih kitabı vardır), İbn Kesir, Belazuri gibi tarihçilerin hepsi yukarıda söylediğim bilgileri verirler.

 

Kısacası Ruha (Urfa) anlaşmasından sonra bölge halkları kendi dinlerinde kaldılar ama belde İslam coğrafyasına dâhil oldu. O zaman Kürtler daha çok kırsal alanda, Süryaniler şehir merkezlerinde yaşıyorlardı. Kürtler öyle hemen bir anda Müslüman olmadılar. Peyderpey yukarıda saydığımız dinlerden İslam dinine geçtiler. Çünkü İslam’da iki tür fetih yöntemi vardır. İlk etapta coğrafya fethedilir, sonra gönüller fethedilir. Zaten esas olan ikincisidir. Coğrafyası İslam sınırları içerisine giren Kürtlerin gönülleri de süreç içinde fethedilmiş oldu. Ancak bu İslamlaşma halen de devam ediyor. Nitekim halen Müslüman olmayan İzidiler mevcuttur. 

 

Bazı çevrelerin ısrarla “Kürtler kılıç zoruyla Müslüman oldular, İslam orduları Kürtleri kıyımdan geçirdiler” şeklindeki beyanatları tamamen tarihi dayanaktan yoksun, siyasi açıklamalardır. Kısacası Kürtleri İslam’dan soğutmaya çalışan politik beyanatlardır. Bu iddiaların ne İslam, ne Bizans, ne de Süryani kaynaklarda bir delili yoktur. Eğer böyle olsaydı inanın bulunur ve ilim aleminde açıklığa kavuşurdu. Ancak kesinlikle ifade etmek gerekir ki, böyle bir kaynak yoktur ve Hz. Ömer zamanında bu tür bir olay yaşanmamıştır. Sadece küçük çatışmalar vardı ve bunlar her savaş için söz konusu edilebilir olaylardı. Yukarıda da zikrettiğim gibi İbnü’l-Esir Cizre’lidir. El-Kamil fi’t-Tarih adlı dünyaca tanınan bir eseri vardır. İstisnasız tüm Ortaçağ tarihçilerinin okuması lazım gelen bir kaynaktır. Bu kaynakta yukarıda sıraladığım bilgiler mevcuttur. Şimdi Kürtler kılıç zoruyla Müslüman oldu diyenlerin de böyle klasik bir kaynak getirmeleri gerekmiyor mu?

 

Getirsinler de biz kalemimizi kıralım.

 

Devam edecek.

 

hezexname.com

Bu yazı 332 defa okunmuştur. Yorum yaz Yorum yapılmadı
  Tüm Yazıları
 Yorum     Hit

Kürt Kültürünün Dinamikleri - III: Bir Kürt Devleti "Şeddadiler"

   2   1378

Kürt Kültürünün Dinamikleri - II : İslam ve Kürtler

   0   332

Kürt Kültürünün Dinamikleri - I

   1   580

Tufan ve Cudi Dağı

   1   435


Y A Z A R L A R
YAZARLAR
 Hasan GÜZEL

Kürd İslamcılık Tarihinde Bir İlk

 Murad CELALî

Hunera Zimên, Wêje

 Bedirxan BADILÎ

Li Ber Devê Behra Payîzê

 Mihemed JIYAN

Daxwaza Kurdan Ne Xwevekirina Norşîn Xwevekirina Palo û Dêrsimê ye

 Yavuz DELAL

Abdulmelik Efendi

 Îbrahîm ZOZAN

Kürt Sorununda Ezberler Bozuluyor

 Zehra GURGANÎZADE

Dîwarê Tirsê: Pend pendên Mûsayan Û Fêl Fêlên Firewnan

 Ömer AŞÇI

Saçma Sorular, Sorunlu Tavırlar

 Zeytûna ELIYÊ FILÎT

Di Bazirganiya Cîhanê De Rewşa Kurdan - II

 Yahya ÇETİNKAYA

Düşüş

 Müslüm DEMİRCİ

MAZLUMDER Diyarbekir Şb. Bşk. Av. Selahattin Çoban’la Kürt Açılımı Üzerine

 Huseyn PALEWÎ

Türkler İçin İstediğinizi Kürtler İçin de İstemedikçe İman Etmiş Olamazsınız!

 Kemal DEMİR

“İslamcı Açılımı”

 Umîd DEMÎRHAN

Xezal, Xezal Telqîna Saxan Bixwîne!!!

 Murad POLA

Kêfxweşîya Gîyan * - VII

 Mehmet YİĞİT

Hizbullah Kürt Sorunu'nun Çözümünde Taraf Olamaz

 Yakub ASLAN

Ehmedê Xanî ve A. Melik Fırat

 Fırat Mir DİDAN

Ne Yapıyoruz, Nasıl Yapıyoruz? Ne Yapmalı? Nasıl Yapmalı?

 Edip AKTAN

Türk Sorunu

 Şêresiyar NOREŞÎNÎ

Serpêhatiya Kalekî Xurifî

 Muhammed SALİM

Hamidullah’ın France-Islam Dergisinde Yayınladığı Fâtiha’nın Kürtçe Tercümesi

KONUK YAZARLAR
 Mehmet SÖNMEZ

“Gezme ceylan Kürd dağlarında / seni havan topu mermisiyle avlarlar !

 Îbrahîm GUCLU

Taha Akyol Kürtler hakkında korku teorileri yaratıyor (I)

 Emirşah KAHRAMAN

Heyşt 'Du Rêzên' Azad

 Nevzat KIZILBAN

Kürt Özgürlük ve Demokrasi Hareketini Anlamak

 Mihemed RONAHÎ

Edaleta Generalên Tirsonek

 Fikrî AMEDÎ

Şeva Leylet’ul Qedrê

 Mele Weysîyê SOKTÎLÎ

Daxwazname

 Metîn Kewê DILXÊRÎ*

Beşa Atletîzîmê

 Av. Nevzat EMİNOĞLU

'Norşin' Üzerine...

 Lorîn BEDIRXAN

Xerîbî

 Dr. Ömer ULUÇAY

Baba Tâhir Uryân*

 Azad SERHILDAN

İşbirlikçi Kürt ve Özgür Kürt

 Vehbî VURAL

Talan Kirina Çanda Kurd

 Îzraq HESESORIYAN

Enfal Operasyonu ve Fetvalarla Satılan Kürt Kızları

 Sever IŞIK

Kürtler, Osmanlı ve Ermeniler - I

 Abdulkadîr GOK

Li Gor Felsefeya Bedîûzzeman Seîdê Kurdî Afirandina Hebûnê

 Sertaç BUCAK

Kürt halkının, demokrasinin kazanımı: TRT Şeş

 Av.Celâl AYGEN‏

Heşt TV ve Çarşaflı Kemalistler

 Latif EPÖZDEMİR

Kî Ne Ji Min (E) Li Dijî Min E..?

 Muhammed Zübeyir ŞIVAN

Gazze Nere Cizre Nere? veya Erdoğan’ın Şahsında Türk Siyasal İslamının Çıkmazları ve Türklük Şehvetinin Tatmini

 Eyyüp DEMİR

TRT Şeş Devletin “Kürt Yoktur” Tekzibidir

ALINTI YAZILAR
 Battal AZİZ

Kürtleri Bekliyorlar

 M. Emin ÖZMEN

Kürt Kültürünün Dinamikleri - III: Bir Kürt Devleti "Şeddadiler"

 Ali Haydar KOÇ

Türkiye’nin Kürt ve Osmanlı Arşivlerini İmha Etme Girişimleri - I

 İsmail BEŞİKÇİ

Ulusların Kendi Geleceğini Tayin Hakkı ve Kürtler

 Yahya AYBAR

Kürt Sorunu Nasıl Çözüm Bulur?

 Gülay MERMER - Sedat ULUGANA

Çöl Kürtleri/Kurden Colle

 Hêjar ŞAMIL

Kafkasya Kürdistan'ı İdeası Kürtleri Bütünleştirebilir

 Veysi AYAZ

Kürtlerin İslamlaşma Süreci

 Remzî PÊŞENG

Osmanlılar Tarafından I. Şeref Bey’in Katledilişi ve Barzani Modeli

 Sıtkı ZİLAN

Kürd Açılımı ve İslamcılar

 Agid Kh ZAHER

Sabiteler ve Değişkenler Arasında

 Prof. Dr. Ümit YAZICIOĞLU

Şeyh Said Neden İsyan Etmiştir?

 Ömer YILDIRIM

Kızıl Kürdistan

 Hamza AKSAL

Şanlı Kıyamın Tanıkları Anlatıyor

 Şakir EPOZDEMIR

Medreseyên Mîran - VIII

 Memo ŞAHİN

Güney Kürdistan’dan Öğrenilecekler

 Kurmanc HORASANÎ

Horasan Kürtleri

 Suleyman ÇEVÎK

Bêtehemulî û Korekorbûn

 Ertuş BERÇELAN

Kuştineke Bêxwîn

 Rojbîn OZKAN

Xwezî Dîsa Zarbuma

 Behlûl ZELAL

Hawar E! Roşan E!

 Mehmet BAYRAK

Şark Islahat Planı - V

 Zilkîf XWEŞHÊVÎ

Di Tevna Îraqa Nû de Turkiye Ji Sadr Çi Dixwaze?

 Yahya KANDEMÎR

Zanyarên Civakê DENGBÊJ

 Zülfü KARAN

( İmha, İnkar ve Asimilasyon Kıskacında) Harfleri Yasak Dilin Öyküsü

 Nuri FIRAT

Batı’nın Kürt algısı

 Mahmut HOCAOĞLU

21. Yüzyılda Daha Güçlü Olabilmek İçin Ve Kardeşçe Bir Gelecek İçin Çözüm: Federasyon

 Selahattin ÜNEŞ

Kardeşlik Kürt Sorununu Nasıl Çözer ?

 Edip BEDİRHAN

Kürd Değerlerine Saygı

 Zinarê XAMO

Kurd, Miletê Biserkeftina Dijminê Xwe Şa Dibe

 Serdar ÇELİK

Kürtçe Bil(mey)en Var Mı?

 Nevzat ÇİÇEK

Sivil Aktörler Yeni Dönemi Anlatıyor

 Yaşar KAYA

Kürtlüğe İhanet

 Şehmus ÜLEK

" Ji me re qurbanek dikeve... "

 Remezan PERTEW

Perwerdeya Zarokan

 Tamer AYDIN

Kosova Ve Kürtler

 Ammar OKUR

Kürdistan'ın Ekonomik Zenginlikleri

 Hasan BİLDİRİCİ

Katiller Geçidi

 Fikret YAŞAR

Müslüman Kürtler Ve Sol

 Hemîd DILBAHAR

“Êdî Bes e, em perwerdehiya bi zimanê xwe dixwazin”

 Ahmet İNAN

Kürtleri İslam üzerinden vurmak

 R. L. AYDIN

Beşikçi İle Türk Milliyetçiliği Üzerine Bir Sohbet

 Metin AKTAŞ

Said-i Kurdi : Kürtlerin Gandi'si

 Adnan FIRAT

Baydemir, "İslamcılık" ve Kürtler İçin Vizyon Arayışları

 Ömer AYBAR

Krallar ve Peygamberler Ülkesi : Eğil - II

 Hasan KAYA

Zilma Mazlûman

 Arjen ARÎ

Gorî Û Bindest

 Amed TÎGRÎS

Bi Kurdî Navên Bajar û Bajarokên Bakur

 Mehmet SEBATLI

Cellatlar da Ağlar

 Seyîdxan KURIJ

Yado Bir Türküdür

 Musa KORKUT

Kürdistan Haritası Yol Haritasıdır

 Müzeyyen TANİN

Kürt Yayıncılığının 111. Yılı (*)

 Fırat ARAS

Meğerse Şükrü Yine Dirilmiş

 İdris ERTAŞ

Kürdistan’da Kirli Savaşın Belgeleri : " Ölüm Kuyuları ! "

 Gülçiçek GÜNEL TEKİN

Türkiye'nin Asimilasyon Politikaları - IV

 Muhyiddin ZINAR

Filistinleşen Hakkari

 M. Nureddin YEKTA

Kudüs Günü

 Abdulbaki YETİK

Yara Hakkâri’de Kangren Oldu

 Şükrü ASLAN

Muhsin Yazıcıoğlu "Gerçekten" Dindar Mıydı?

 Orhan MİROĞLU

Dersim’e Buzdolabı, Paşalara Tahliye

 Musa SUALP

Faşizanların Çığırtkanlığı ( Kürt Avı)

 Rojdar FERAŞÎNÎ

Filistin ve Kürdistan

 M. Şehmus GÜZEL

Ulusa Devletten Federasyona

 İrfan GÜLER

Dil ve Milliyetçilik: Kürtçe Örneği

 Taylan ESMER

Genelkurmay belgelerinde Dersim katliamı - III

 Esra EKİN

Tarihteki Kürt Devletlerinden Kaldaharlar

 Yılmaz ÇAMLIBEL

Hutbe

 Seyhan ÖNER - Gülyaz HINISLI

Tarihte Kürt Kadını - III

 Seleh PAK

Serpêhatiyên Derasayî : Avdana Titûnê

 Serhad B.RÊNAS

Kürt Müziğinde Gelişim ve Tıkanma

 Aydın BOLKAN

45 yıldır bitmeyen proje

 Mahabad F. ARDA

Talana dîroka Kurdistanê û Meya Farqîn

 İsmail YILDIZ

Xoybun; Özgürlük Mücadelesi

 M. Emin BOZARSLAN

Kürd Ulusal Destanı: "Mem û Zîn"

 Fuat ÖNEN

Kürd sorununda şiddetsiz çözüm

 Ahmet ÖNAL

Millet, Milliyetçilik ve Temayülleri

 Av. Sedat GÖZKIRAN

Sınır Ötesi, Êzîdîler, Kürtler

 Ezbet DERSİMİ

Garipsediğim Garipliklerimiz

 Recep MARAŞLI

Sevr ve “Sempatik Kürtler”

 Seid DILGEŞ

21. Yüzyılda Kürtlerin Yeri

 Aram GERNAS

'Entegrasyona Sosyolojîk’ û Sîyaseta Topavêtî

© Beroj.com